< sözcüklerin dansı - Blogcu




Vasiyet

 

insanın

insana kulluğunun

devredilmiş

vaatlere dayandırıldığını bilmeden

dik bir dağın

en yücesine

hayran hayran bakarken

aşağılarda

su gibi akan yaşamın

kaybolduğunu

görmeyen yüzler saklı

duvarların arkasında

 

ve hiçbir prospektüs anlatmıyor

yaşamın kullanım şeklini

 

çıkmazlara saklanan

susmalar eşliğinde

gözyaşları ve

gözaltı işkencelerinin

ardına saklanmış

pay almanın dayanılmaz

şehvetiyle yananları

görmüyor hiç kimse

 

illegal düşlere dönüyor sesimiz

sağır rüzgarların koynunda

 

ve size

tutmayan düşler bırakıyoruz

belki okursunuz

dudağınızın ucuyla

bir yarım ağızla okursunuz

tarih sayfalarında anlatılmayan

kanlı ve kansız

tozlu sayfaları

okuyun ve bilin

genlerimize işlemiş aymazlığın

halleridir anlatılan

gün olur büyür sesiniz

korkmayın

gözlerinizi açın biraz

görmek için

yıkın sarayları avuçlarınızla

yılmayın

 

unutmayın

ihanetin göç yollarını ezbere bilir

yabancı yüzlü güz yolcuları

 

06.12.2007

 

Dön

 

dön dönebilirsen yüzünü kendine

hangi yana sakladıysan

yan dön

yana dön

yana yana dön

döndüğün yönden

yöne dön

yarınları olmayan yönden

başa dön

başbaşa dön

 

dön dönebilirsen sesine

kimlik giydirebilirsen diline

tize dön

pese dön

sahtekar kahkahalar giyen

yüzlerden

yüz dön

ters dön

ön dön

geldiğin yüze dön

 

dön dönebilirsen son kez aslına

çıkar erimiş demirlerden maskeni

duymasa da

sağır sokaklar çığlıklarını

dağa dön

taşa dön

aç yüzünü gökyüzüne

güneşe dön

soldan sağa

sağdan sola

öksüz bıraktığın dünden dön

bugün dön

hemen dön

sen dön

döneklik değil bu dönüş

suretin aslına benzeyişinden dön

sen

bugün

hemen

karanlık çağlardan yarına dön

 

03.12.2007

Hayat Öper Geçer

 

a.

hayat her zaman

olmadık zamanda

olmadık yerimizden öptü bizi

çünkü geç kalmışlığımız yazıyordu künyede

 

hep bir adım sonrasını sorguladık

içimizde yeşerttiğimiz

kuşku nöbetlerinde

kırılgandık ve hatta kırılmıştık bir yerinde hayatın

çünkü geç kalmışlığımız yazıyordu künyede

 

b.

ve biz öylece duruyoruz

orta yerlerde bir yerde

hiç bir yere gittiğimiz yok

gerek de yok gibi geliyor bazen

hayat geçip gidiyor işte içimizden

üstümüzden

biz öylece duruyoruz

çünkü geç kalmışlığımız yazıyordu künyede

 

c.

bir yel esse

sesi duyulacak sessizliğimizde

ama esmiyor nedense

esse alıp götürecek bizi bir yerlere

esmiyor yel ve biz öylece orta yerde

duruyoruz

tepkisiz

duyarsız

bakıyoruz gözlerimizi kırpmadan

hayatın giderken yanından geçtiği

ve hiç bir durakta durmadığı yerlere

çünkü geç kalmışlığımız yazıyordu künyede

 

d

aklımıza gelmiyor

bir sonraki durakta inmek

çünkü esmiyor yel

ve molalar ihtiyacı gidermiyor

üstümüz başımız çıplak / bilinci kuşanmamışız

içimiz dışımız sevinçsiz / gam keder yük edinmiyoruz

önümüz arkamız boşluk / yönsüz yansız dönüyoruz

ölümüz dirimiz beş para etmez / ki zaten beleş yaşıyoruz

çünkü geç kalmışlığımız yazıyor künyede

 

e.

biliyorum mümkünü yok bazı şeylerin

iki iklim arasına sıkışmış nefesimizin

kusursuz ölümü bu

gözlerden ırak  yaşadığımız kısa konuklukta

çünkü geç kalmışlığımız yazıyor künyede

 

07.02.2008

 

Hasretlik Zor

 

yalnız

zamanlarda

kolaydır

düşlemek seni

 

uzanıp vuslatın kucağına ucuz şarap kekrekliğinde

 

küçük bir

Anadolu kentinin

uykuya bölünmüş

gecelerinde

 

kıvrılıp gecenin koynuna anıları öldürerek

 

sanki

otel odaları

bunun için

yaratılmıştır

 

ve tüm odalar aynı kokar içinde özlem saklıdır

 

oysa

ne kadar

zordur

bilirmisin

 

dimağında teninin tuzunu kurutmak

 

kilidi olmayan

kapılarda

mapusluğu

yaşamak

 

akıp giden geceye ölen anıları gömerek

 

kimsesiz gecelerde

uzaklara

bölünmek

milyon kere

 

gelinmeyen yollara döner salladığın eller

 

24.03.2008

 

Çocuk Kalmalı İnsan

 

hep bir yanı çocuk kalmalı insanın

hayatı sorgularken

çocukça soruları sıralamaktan çekinmemeli

ve hiç kirlenmemeli yüreği

gölgelerin serinliğine sığınmadan

hep baharlar kurmalı düşlerinde haylazca

yeri geldiğinde

gözlerini doldura doldura ağlayabilmeli insan

hayata değil ama

küsmeleri de şeker tadında olmalı

hep bir yanı çocuk kalmalı insanın

sevmeli hep sevmeli insanları

gözleri alabildiğine büyümeli sevince

pırıl pırıl gülmeli insan

kocaman sarılmalı çelimsiz kollarıyla

küçücük çocuk yüreğine

renk renk sevdalar sığdırmalı

aldırmamalı öyle herşeye

üzüntüleri kelebek ömrü kadar yaşamalı

hep çocuk kalmalı bir yanı insanın

akşam olunca

ceketiyle çıkarıp asmalı günün yorgunluğunu

unuttuğu yerde kalmalı kavgaları

bulmamalı

aramamalı bir daha

çocuk yüreği olmalı insanın

yanında taşımaya

 

28.03.2008

 

Şiire Susunuz Lütfen

 

herkes şiir yazabilir kanımca

zaten bizde bol miktarda bulunur

bende

            nerde o yetenek fukarayım o konuda

demeyin

üslubunu sen belirlersin yazdıklarında

sözcükleri sen seçer koyarsın

beyaz bir kağıdın üstüne

kah kurşun kalem zarifliğince

kah tükenmez kalemin keskinliğince

ya da divitin dantel kıvraklığıyla

sarı saman düşlerini

işlersin

ne kadar kıvraksa sözcüklerin

o kadar çabuk süzülür imbikten

 

şairin dediği gibi

            ...içime saçların düşer

            bir iç’e bir saç nasıl düşer bilmem

            bilsem zaten şiir yazmam...

şiir kendini bulmanın iç yoludur kanımca

için dışa vurumu gizli kapaksız

kapısız

hayatı yontmanın yolu

marangoz ustalığıyla

 

şiirin ustası yoktur kanımca

ustanın şiiridir dillere kelepçe olan

bir pencere düzleminde

benzet benzetebildiğin gibi

cebinde biriktirdiğin hüzünlerle

özlemlerle

yarin dudağını

ıslak bir kiraza

ve yolla selamını

bir turnanın kanadında

kaldıysa eğer bir yerlerde

 

14.12.2007

 

Güneşe Yolculuk

hey sen

genç kardeşim

boy verelim göklere doğru

güneşi getirelim seninle yeryüzüne

 

çağır herkesi

kendi genç yüreği genç

kim varsa çağır hepsini gelsin

omuz vuralım el verelim güneşe gidene

 

bir daha koy bire

çemberin en dışından içine

milyon kez büyüyecek yürekler

el verince hep birlikte güneşi getirene

 

yak yüreğini

yansın dünya seninle

savur külünü havaya haydi

yoldaş olsun külün güneşi isteyene

 

16.01.2008

Çare Öksüz

gece soğuk

gece karanlık

gece korku veriyor nicedir

kahpelerin en kahpesi

en yücesi gece

sığ örtüsüyle örtüyor tüm kepazelikleri

 

ayın soğuk şavkı da vurmuyor

ne zamandır

puslu bir sokak lambası öpüyor

uykusuz gözlerimizi

esirliğimizin sınandığı

belirsiz bir bekleyiş çalıyor durmadan

köşe başlarında bekleyerek

doğacak günü

ve çaresizce tükeniyor

yarınlara uzanan kirli ellerimizin takadi

 

gecenin ortasında

soluksuz kaybolan çığlıklarımızla

hep yüreğimize atıyoruz

aldanmışlığımızı

aldatılmışlığımız dökülüyor avuçlarımızdan

hiç gelmeyen

taze bir bahar sabahında uyanmayı

düşlüyoruz

katıksız kalıyor umut

susuyoruz

 

çareleri tüketmiyoruz

sağımız solumuz sorun yumağına döndükçe

araya ördüğümüz duvarların

ardından ağlama sesleri

öksüzlüğü duyuluyor çarenin

umut ne yöne düşer

çare ne yanda

görmeden bakıyoruz

bakmadan gidiyoruz her yana

umarsızca

 

16.01.2008

Dün Yarındır

günboyu

ertelenmiş sözler birikiyor

ıslak yüreğimin deltasında

yorgun bir savaşın orta yerinde

kılıcı düşmüş

bir piyadeye benziyor

gözlerim

 

bilyelerini yitirmiş

bir çocuğun telaşlarını gizler

çarpık bacaklarımın adımları

zulamda sakladığım

maviler yetmez gizlemeye

hükümler verilmiş bir sanığım

yarınlarda

düşlerim soğur gidersem

 

geçer göçer

gözlere düştü yolumuz

sessizlik kulaklarımızı

sağırlaştırıyor

gülüşünü yitirmiş

kentler kadar yakınız artık

gün dündür

dün bugün yarın olur

 

14.01.2008

Sevmenin Yalın Hali

ne zaman seni düşünsem

salınır kalırım düş salıncaklarında

oysa yüreğimin coğrafyasında sen yazılı

uçsuz bucaksız durumda

 

ne zaman seni arasam

aradığım ben olurum gözlerine takılı kalmış

oysa zemheri kuşları benim göğümde geziyor

çaldıkları güneşim oluyor

 

ne zaman yola baksam

hep geç kalmışlığım hınzırca göz kırpıyor

oysa kahrolası bir dil bu bendeki

bilineni söylemeyen

 

ne zaman karanfil koksa burnumun ucunda

yürüdükçe üşümüş beklemeler dağıtılıyor sonunda

oysa iklimlerin sıcaklığı saklı koynunda

göm nefesini nefesime

 

ne zaman kollarım sarmaya açılsa

oyun bozan çocukların yıkılmış düşlerine sarılıyorum

oysa bir kapı tıklaması kadar uzaklığın

hatırlamalı ellerim anlıyorum

 

seni seviyorum her iklimde

birlikte çıktıysak düşlerimizi eskitmeye

yine seveceğim

yine düşler koyacağım başucuna

 

07.01.2008

« Önceki ::

acikdizin.com